değişmez sorumuz nedir ki sonumuz toprak değil mi erkeni geçi aldırma sen doldur be meyhaneci
—
çok ülkeler gördüm çok diyarlar gezdim öğrendim alemin sırrı nedir dünyanın merkezi bu meyhanedir
—
ölürsün dediler dün içirmediler sanki sarhoş oldum bilmem neden çıkmam tövbe bir daha meyhaneden
21 Ocak 2012 Cumartesi
20 Ocak 2012 Cuma
evet evet doğrusu bilmiyorum dalıp dalıp gidiyorum böyle dalıp gidiyorum ve dalgınlığımda bir kent bir duvar, bir de sen, duruşunda güz özellikleri dostlar, bütün dostlar içerde.
bir kent mi, bir yüz mü, binlerce yüz mü, bir kent mi beyaz mı, daha mı beyaz, o kadar çok mu beyaz bütün bunları kendime bir adres gibi sorup hüznüme, kalbime, soğuğuma gelecekten arta kalan bir mutluyum.
ben gelecekten korka korka dönen bir mutluyum dünyanın bu küçük sesini işit bak, bir dalı, bir örtüyü, bir denizi tutan ellerime nanelerden, ıtırlardan, ıhlamurlardan gelen anlayamadığın sevgililik var ya yani uzaktan yüzünü bile seçemediğin birinin adı en sevdiğin şairin adıyken.
soruyorsun bir de gülüyorsun, gül ya, neden gülmeyeceksin ağlayacaksan ağla işte bir gülüp bir ağlayacaksan böyle sen soyulmuş bir dilim ayva yetişiyor gözlerime kaynamış suda pembeleşirken. kederlerde bütün yüzler birleşir ve unutma gereklidir
bir başka bakışında da gökyüzleri vardır, düz kuş sürüleri vardır, eğri bir sana bir ayak bileklerine bakanların dünyası da vardır ki ister kıyıları çekine çekine döven sulara benzet ister ağır ağır yanan yaprak kümelerine anlıyor musun anlıyorsun elbette ne yaparsan yap yürürlüktedir yetinmezlik.
maviyi soruyordun, gözlerimden yüzüme yayılan maviyi mi bir renk değildir mavi huydur bende ve benim yetinmezliğimdir ve herkesin yetinmezliğidir belki denecektir ki bir süre ve denenecektir bir akşamüstünü düşünmek bir akşamüstünü düşünmekten başka nedir ki.
gelecekten utanarak dönen bir sevinçliyim ya sizler ey sırasını beklemeden gelen akşamüstleri.
Edip Cansever
"herşeyden biraz kalır" diyordu hayat.kavanozda biraz kahve, kutuda bir kaç sigara, insanda biraz acı.